Dinde İltifat Ne Demek?
Giriş: Bir Cümle, Bir Duygu, Bir Dünya
Kayseri’de, gündelik hayatın koşturmacasında bazen insan, bir kelimenin ardında kaybolan anlamları fark etmiyor. Ama bir gün, bir cümle, bir kelime, yüreğine öyle işler ki; dünya değişir. Beni etkileyen o kelime, “iltifat”tı. Dinde iltifat ne demekti? O gün, o an, hep aklımda kalacak bir hikâyeye dönüştü.
Geçen hafta bir akşam vakti, annemle birlikte iftar için hazırlanırken, eve gelen bir misafir vardı. Yavaşça kapı çaldı, annem kapıyı açtı. İçeriye çok tanıdık bir ses girdi; yıllardır görmediğimiz, ama ruhu kadar sesinin de tanıdık olduğu bir isimdi. “Amin, merhaba,” dedi; eski bir komşumuz. Ne zaman evinde dua etse, biz de yanına oturur, birlikte yemekler yer, sohbet ederdik.
O gün de öyle oldu. O gün, bir sohbetin içinde bir iltifat kelimesi varmış, hem de dinde… Farkında olmadan kendimi o kelimenin içinde buldum.
İltifatın O Anki Etkisi: Yavaşça Gömülen Bir Söz
İftarın ardından, çay içtiğimiz sırada, amca (hatırladığım kadarıyla komşumuzdu) başını eğip anneme bakarak, “Senin evladın gerçekten güzel bir insandır,” dedi. Bu söz, her zamanki gibi çok naifti. Ama o cümle, bu sefer içimde bir şeyleri hareketlendirdi. “Evet, annem çok güzel bir insan,” dedim, ama düşündüm. O an amcanın ne demek istediği değil, cümlenin içinde kaybolan anlam vardı.
Dinde iltifat ne demek? Bu soru kafama kazındı. İltifat, sadece dışa dönük bir güzel söz müydi, yoksa bir içsel değer, bir ruh hali miydi? Neden sadece bir iltifat, bir övgü bu kadar önemli hale gelmişti?
İçimden “Gerçekten de güzel bir insan mıyım?” diye geçirdim. Amca sadece annemi övüyor olabilir, ama o an kalbime bir şeyler dokundu. Kendimi de düşünmeye başladım, ruhumu ve içsel güzelliğimi sorguladım. Anlamlı bir şekilde söylenen bir iltifat, insanın özünü, değerini, toplumsal ruhunu yansıtmıyor muydu? İltifat, aslında sadece dışa söylenen bir şey değil, insanın iç dünyasına hitap eden bir övgüydü.
Bir süre sonra, amca yine çok basit bir şekilde ama anlamlı bir şekilde dedi: “Gerçekten güzel bir insan yetiştirmişsiniz.” O cümleyi sarf ederkenki sesindeki tınıyı hatırlıyorum, çünkü bir insanın içinden gelerek söylediği sözler, çok farklı olurdu. Ne kadar dışa dönük, şık ya da göz alıcı olursak olalım, bir kişinin içindeki değeri anlatmak, bir başka insanın gözlerindeki parıltıyı görmek gibiydi.
İltifatın Dindeki Yeri ve Farkındalık
O an anneme baktım. Gözlerinde minik bir ışık vardı. Belki de annem için dünyada en değerli şeydi, birilerinin onu gerçekten içtenlikle takdir etmesi. Ama benim için iltifat daha fazlasıydı. Bir insanın içindeki değerini görüp, ona dair sevgi dolu bir söz söylemek, dinin en önemli öğretilerinden biri gibiydi. Çünkü bu söz, yalnızca bir övgü değil; insanın hayatındaki güzel bir anlamı fark etmekti.
Bir bakıma, dinde iltifat kelimesi sadece bir dil bilgisi kuralı değil, insanın kendini değerli hissetmesi, en güzel halini göstermesi için atılan bir adım gibiydi. İltifatın bir başka anlamı vardı; içindeki değerleri dışa vurabilme fırsatı, insanın birbirine karşı şefkatle yaklaşabilmesi…
Bu kelime, öylesine atılmamıştı. Her şeyin altında bir anlam vardı. Her söz, bir ibadet gibiydi. İltifat, aslında insanın en güzel yönünü takdir etmekti. Dinde iltifat, sevgiyle, saygıyla ve insanın doğasında olan en güzel halleriyle ortaya çıkardı.
Sonuç: İltifatla Yükselen Bir Kalp
O an, içimde bir yerlerde huzur buldum. Çünkü o basit kelimeyle, bir insanın hayatına dokunmak, onu takdir etmek, çok büyük bir şeydi. Anneme söylenen o iltifat, bana kalp temizliği gibi gelmişti. Dinde iltifat, sadece bir övgü değil, bir dua gibiydi. İnsanların birbirine güzel sözler söylemesi, bazen en iyi ibadettir.
Ve belki de hayatımızın anlamı, kimseye görünmeyen küçük anlarda gizlidir. O an, o basit söz, beni daha da büyüttü. Bazen en küçük şeyler, insanın ruhunu derinden etkiler. Kim bilir, belki de bu yazıyı yazarken, içimdeki duyguları dökerek, birilerine yine güzel bir iltifat yapıyorumdur.