Aksaray’da Ne Yetişir? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış
Aksaray, İstanbul’un kalbinin attığı yerlerden biri; tarihi dokusu, kültürel çeşitliliği ve dinamik sokaklarıyla kendine özgü bir mahalle. Fakat Aksaray sadece geçmişin izlerini taşımıyor; aynı zamanda bugünün toplumunun farklı yüzlerini de barındırıyor. Burada ne yetişir? Diye sorulduğunda, aslında sadece tarım ürünlerinden ya da fiziksel anlamda yetişen şeylerden bahsetmiyoruz. Aksaray, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi kavramların da şekillendiği bir yer. Her köşe başında, her kaldırımı adımlarken, toplumsal yapının nasıl şekillendiğine dair önemli izler bulmak mümkün.
Aksaray’da Çeşitlilik ve Toplumsal Cinsiyet
İstanbul’un merkezine yakın bu bölge, farklı yaşam biçimlerinin, kültürlerin ve toplumsal cinsiyet kimliklerinin harmanlandığı bir alan. Bu çeşitliliğin günlük hayatta nasıl yansıdığını görmek için Aksaray’daki sokakları, kafeleri, pazarı ve toplu taşıma araçlarını gözlemlemek yeterli.
Kadınların Aksaray’daki sokaklarda daha fazla görünür olmaları, toplumsal cinsiyet normlarının nasıl şekillendiğini gösteriyor. Özellikle sabah saatlerinde, pazara giden kadınlar, marketlerde çalışanlar, sokakta yürüyen insanlar… Hepsi farklı toplumsal katmanları temsil ediyor. Ancak burada en dikkat çeken, bu kadınların toplumsal cinsiyet rollerine ne kadar sıkı sıkıya bağlı oldukları ve bunun bazen özgürleşmeye, bazen de baskılara yol açması. Kadınların ekonomik hayatın içinde daha fazla yer almaya başlaması, Aksaray’da da gözlemlenen bir durum. Ancak hala toplumsal normların ve cinsiyetçi bakış açılarının kadınların günlük yaşamını nasıl şekillendirdiği çok belirgin. Aksaray’daki kadınların çoğu, hem çalışmak hem de evdeki sorumlulukları bir arada yürütmek zorunda kalıyor.
Bir gün, Aksaray’daki bir kafede otururken, yaşlı bir kadınla konuşuyordum. O, yıllarca pazarda çalıştıktan sonra emekli olmuştu. Bu kadının hikayesi, toplumsal cinsiyetin ne kadar sabırlı ama bir o kadar da zorlayıcı bir yapı olduğunu düşündürdü bana. “Evden çıkmak zordu, dışarıda bir kadına saygı gösteren çok azdı,” demişti. Kadınların yalnız başlarına bir sokakta, gece saatlerinde yalnız yürüyebilmesi hâlâ Aksaray’da bir tabu.
Çeşitlilik ve Sosyal Adalet: Farklı Toplumlar Bir Arada
Aksaray’ın en dikkat çeken yönlerinden biri de farklı toplumsal grupların bir arada yaşaması. Aksaray’da birçok göçmen, farklı etnik kökenlerden gelen insanlar ve farklı inançlardan bireyler bir arada yaşıyor. Burada yetişen bir başka şey, bu çeşitliliğin yarattığı etkileşim ve karşılıklı anlayış. Fakat bu çeşitliliğin sosyal adaletle ne kadar örtüştüğü ise başka bir soru.
Toplu taşıma araçlarında, farklı yaşlardan, cinsiyetlerden, etnik kökenlerden gelen insanların bir arada olması, bazen uyumlu bir etkileşim yaratırken bazen de gerilimlere yol açabiliyor. Bir sabah, otobüse binerken arkamda yaşlı bir kadın ve yanında genç bir adam vardı. Adam, kadına yer vermek yerine, sürekli telefonuyla ilgileniyordu. Kadın bir süre bekledikten sonra, ona nazikçe “Beni görmüyor musunuz?” dedi. O an, Aksaray’daki sosyal adaletin ne kadar kesişimsellik barındıran bir alan olduğunu fark ettim. Toplumdaki eşitsizlikler bazen görünmeyen, bazen de çok belirgin olabiliyor.
Görünmeyen eşitsizliklerden bahsederken, Aksaray’daki emek piyasasında da benzer bir durum var. Pek çok göçmen işçi, düşük ücretlerle ağır işlerde çalışıyor. Çeşitlilik, bu işçiler açısından eşitsizliklere dönüştüğünde, toplumsal adaletin yerini bulmadığını görüyoruz. Herkesin hakkıyla çalıştığı ve emeklerinin karşılığını aldığı bir ortamda, Aksaray’da da daha adil bir toplum mümkün olacaktır.
Aksaray’da Ne Yetişir? Yetişen Toplumsal Değerler
Aksaray’da ne yetişir sorusuna, belki de yalnızca tarım ürünlerini sormamalıyız. Aksaray’ın büyüyen ve şekillenen yapısında yetişen önemli şeyler, toplumsal değerlerdir. İnsanların birbirine saygı göstermesi, farklılıkları kabul etmesi, fırsat eşitliği gibi unsurlar burada her geçen gün biraz daha olgunlaşmaktadır. Fakat, bu olgunlaşma bazen zor bir süreç oluyor. Toplumun en alt sınıflarındaki bireylerin hâlâ haklarını aramakta zorlandığı, seslerinin yeterince duyulmadığı bir dünyada, toplumsal adaletin kök salması zaman alacak gibi görünüyor.
Sonuçta, Aksaray’da tarımsal anlamda ne yetiştiği çok da önemli değil. Burada yetişen esas şey, insanların dayanışması, kabul etmesi ve bazen zorluklara rağmen hayatta kalma güdüsüyle büyüttükleri toplumsal değerlerdir. Aksaray, bizlere çeşitliliği ve toplumsal cinsiyeti anlamanın sadece sosyal teorilerle değil, aynı zamanda sokaktaki, her gün gözümüzün önünde yaşadığımız olaylarla mümkün olduğunu gösteriyor. Bu yüzden, Aksaray’da ne yetiştiği sorusuna verilecek en doğru cevap belki de şu: İnsanlık, toplumsal eşitlik ve adalet.